Ana içeriğe atla
Fivestar: 
Average: 5 (2 votes)

Türk Dili

Türkçe öğrenmek isteyenler, zor bir iş için hazırlanmalılar: Kelimelerin sonları, sözcükleri yeni başlayanlar için hayal bile edemeyen uzun solucanlara dönüştürüyor, kelimenin tam anlamıyla ağzından çıkabiliyorlar. Ama kim kendini bu zorluğa bırakırsa, uyum ile ödüllendirilir.

Türkçe aglutinatif bir dildir. Aglütinasyon Latinceden gelir ve "yapıştırıcı, tuttur" anlamına gelir. Kişi, zaman ve durum kelimeye eklerle ifade edilir. Yani söylemek istediğine göre, Türkçe kelimeler daha da uzuyor. Aglütinasyona karşı çalışmak, çalışmak, çalışmak dışında başka çare yoktur.

O, oldukça bir maço dildir. Fakat estetiğede çok önem verir, çünkü bir şey var ve ona ünlü harfler armonisi denir. Uzantılar öndeki olanın tınısına uyum sağlamalıdır.

Az zamanı olan ve çok konuşanlar için mükemmel bir dildir

 

Örneğin: “Ihr denkt nicht” cümlesi için Almancada üç kelime kullanılırken, Türkçede “düşünmüyorsunuz” yeterlidir. Arkadaki hiçbir E, hiçbir A öndeki Ü leri rahatsız etmiyor. Sadece sorun şu: Kelimenin başını anlamadıktan sonra sonuda bir işe yaramıyor. Fakat avantajı ise: Türkçede aynı kelime sayısı ile üç kat belkide daha fazla şey söylenebilir. Az zamanı olanlar ve çok konuşanlar için mükemmel bir dildir.

Tabiki bu durumun bir sorunu var: En basit kelimeler bile çok uzun. Örneğin “Ja”, bu kelime Dünya dillerinin çoğunda tek hecedir(“yes”, “oui”, “si” ya da “ja”), ama Türkçe’de ise iki hecedir: ”evet”. Ben bu şekilde olan çok az dil biliyorum. Örneğin Fince (“kyllä”) ya da Birmanya’ca (“hman te”).

Türk dilinde yaklaşık 5000 Fransızca kelime saklıdır. Sadece Arapçadan öğrenilmesi gereken daha fazla var: yaklaşık 6500.

Almanya’da çok Türk kökenli olmasına rağmen Türkçeye Almancadan çok az kelime sıvışmıştır, 100 bile değildir. Bunlara “Şalter” (Schalter”), “şinitsel” (“Schnitzel”), “aysberg” (Eisberg”) ve özelliklede “haymatlos” (heimatlos”) dahildir.

Amerikalılar ve İngilizlere “Ö” ve “Ü” harflerini doğru kullanabilmek için kırılp geçselerde, Almanlara konuşmak ve yazmak daha kolay geliyor.

Türk dilinin reformu

 

Cumhuriyetin kuruluşundan kısa süre sonra iddialı ama tartışmalı bir reformla gelen yazılı dildir. Arapça yazılar kaldırıldı ve latin harfleri yürürlüğe kondu. Türkçe Ünlü hafrler konusunda zengin bir dildir. Reformcular tarafından, Arapçada Ünlü harflerin çoğu bırakıldığı için, okuma ve yazma öğrenecek olan çoğu için uygun değildi. O zamanlar, yani 20li yıllarda Türkiye’de 90%Inın okur yazarlığı yoktu.

1928 de Mustafa Kemal Atatürk yeni Türkçe yazısını geliştiren bir komisyon kurdu. Eleştirmenler bunun hiç olmayacağını, olsa bile beş yıllık bir zamana ihtiyaç olacağını söylediler. Atatürk ise “ya 3 ay içinde gerçekleşecek yada hiç” diyerek karşılık verdi.

1928’in Ağustos ayında Özel Türkçe harfleri ile yeni alfabeyi tanıttı. “Bizi geçen yüzyıllara bir zincir gibi bağlayan, anlaşılmayan dil olan arap yazısından kurtulmamız gerek. Ulusumuz dili ile medeni Dünya’da ileri adımlar atacak” dedi. Böylelikle geçmişteki halifelik saraylarına giden köprüler yıkılmış olacak.

Memurlar, Öğretmenler ve yazarların yeni yazıyı öğrenmeleri için sadece 3 ayları vardı. Sınava tabi tutuldular. Başarısız olan kovuldu.

Categories: